Köşe Yazısı

Yolculuk Nereye?

Gece sabırsızlıkla gündüzü beklemekte,
sabahta tüm çareler. Hava aydınlanacak güneş
ortalığı ısıtacak ve yine yeniden çareler arayacak
yeni gün… Dünya nereye gidiyor, bu baş döndürücü
değişimin sonu ne olacak? Herkesin aklında deli
sorular.Sonu belli olan bu yolculuk elbet bir gün
bitecek, neden bu kadar uzadı? Kelebeğin ateşin
etrafında döndüğü gibi dönüp duruyoruz. Bizi
bekleyen gerçekle yüzleşmek bu kadar mı
zor? Gerçek olandan kaçma sebebimiz nedir bilen
var mı? Kurallara uyarak aklımızı kullanarak hayatı
kolaylaştırmak elimizde.

Cebinde beş parası olmayan delikanlı, yolda
bir dostuyla karşılaşır, genç dostunu kıramayarak
oturur bir kafeteryaya, o kadar da özlemiştir aslında
bir iki kelam etmeyi. Görgü kuralları gereği bir şeyler
ısmarlar, dostuna mahçup olmak istemeyen genç
siparişleri ile donatır masayı. Koyu bir sohbet
başlamıştır, zamanın nasıl geçtiğini anlamaz ikisi
de. Baldan tatlı olan sohbet uzadıkça uzar. Sohbeti
uzatan delikanlı adeta sandalyeye çakılı haldedir.
Kafasında cevaplayamadığı bir sürü sorular. Hesap
nasıl ödenecek? Bir yolunu bulur ve önce
arkadaşını uğurlar. Masadan kalkınca yüzleşeceği
gerçek onu korkutmaktadır.

Hepimizin parasız ve çaresizlikle müzdarip
olup belinin büküldüğü zamanları olmuştur. Parasız
insan kendine çareler ararken beleş dünya
hayalleri kurar, başlarda zor olan bu hal sonraki
zamanlarda sırtını teselliye dayar. İçinde
yaşadığımız çağda ekonomik koşullar bu hal almış
durumda. Kahvehane köşelerinde bir yığın işsiz
üniversite mezunu genç var. Ne yapacağını bilmez
çaresiz durumdalar, üstüne bir de pandemi
eklenince açılan yara kangren olmuş. Her yerde
kepenk kapatan esnaf, kredilerini ödeyemeyen
insanlar.Tüm dünya ekonomisi dibe vurmuş,
ekonomik delikler genişledikçe genişliyor. Birini
kapatmaya çabalarken diğeri havuzdan fışkıran
fıskiyedeki su gibi fırlıyor etrafa.

Atalarımız ‘’Eşek sırtındaki yükü
saymazmış, “demiş. Sırtımıza bir sürü yük
bindirildi, biz bunu her koşulda, ne taşıdığımızı
bilmeden taşımak zorunda kalıyoruz…Parasızlık
ve çaresizlik birbirinin içine geçmiş gece ile
gündüz gibidir. Unutmayalım aklın olduğu her
yerde çare vardır.İnsanların yüzü baharda dalından
kopan bir çiçek misali solgun, ver yere bakmakta.
Neyin uzatmasını yaşıyoruz nereye gidiyor dünya?
Kangren olmuşsun ve son evredesin! Yolun sonu
yakın fakat hala şifa için otlardan merhem yapıp
yaramıza basıyoruz.

Ah! Çaresizlik ne kötü.Yara o kadar büyüdü
ki! Kapanması için büyük mucizelere ihtiyaç
var.Sonu belli olan yola kim gitmek ister, her insan
korkar sonu belli olandan. Biraz dikkat, belki
çözecek bütün sorunları, sadece biraz
dikkat. Pandemi de böyle oldu uzadıkça uzadı, sakız
gibi çektikçe uzuyor…İnsanlar içinde bulunduğu
yaşam koşullarından dolayı oldukça zor durumda,
herkes iş, aş ve can derdinde… Öyle güzel
insanların olduğu bir ülkede yaşıyoruz ki cebimizde
paramız olmasa bile ihtiyacı olanlara bakacak
kadar vicdan ve merhamet sahibi insan dolu
etrafımız. Durum her ne olursa olsun ümitsizliğe
kapılmadan çareler aramaya devam.“Çare arama
derdine, Derdi veren dermanı da verecek, Belki de
dertte gizli derdine derman Biraz sabır belki her şeyi
çözecek Sabretmeye mecalin kaldıysa eğer…” Her
şeye rağmen hayat sabretmeye değer….

Şiirimde de dediğim gibi belki de dertte gizli
derman!Her gecenin bir sabahı var. Her sıkıntının da
bir sonu olacaktır elbet! Gücümüzün yettiği kadar
elimizden geleni yapmak bize düşen. Güç ne
büyük nimet bu dönemde, güçlü olan atı alıp
Üsküdar’ı geçti bile…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir