Köşe Yazısı Yaşam

VUSLAT

Sanki covid hayatımıza hiç girmemiş
gibi sıradan bir akşamüstü parkta kulağıma
Sezen Aksu “Bazen daha fazladır her şey Bi’
eşikten atlar insan, Yüzüne bakmak istemez
yaşamın, O kadar azalmıştır anlam” diye
mırıldanırken, hayalim ile ilgili endişemi
düşündüm , sıradanlığı sevmeyen biri için çok
tuhaf ve sıradan bir gündü … Gerçi bunun için
başka zaman endişelenirim.

Büyümediğim ülkelerdeki bilmediğim
tanımadığım insanların yaşam tarzları
savaşları amaçları kültürleri dertleri bile
zihnimi yorarken, gözümün önündeki birinin
görüntüsü şekli şemali zihnimde yer tutmaz,
sesini bilmediğim her hangi bir şeyi hafızamın
kaydetmeyi reddettiğini öğrendiğimden beri bu
durum beni fazla da endişelendirmiyor,
ötmeyen bir kuş, sessiz duran yaprak,
mırıldanmadan akan su bile… İnsan hafızada
yer almak istiyorsa söylediği söz ve sözdeki
mananın sırrı esasmış… Hayat zaten bunu
bize yaşatarak öğretmiyor mu?

“Gitmek biraz ölmektir; ölmekse
tamamen gitmektir” der Fransız filozof
Nancy… ben hep gittim ama hiç varamadım..

Gitmek ile ilgili ilk imtihanımın ne
zaman ve nasıl başladığını tam olarak
hatırlayamamakla birlikte tepem attığında
kendimi dışarı atıp ayaklarımda derman
kalmayana kadar çocukken koşarak
şimdilerde yürüyerek yaptığım bir eylem, bu
tarz gitmelerin insanın kendine gitmek üzere
yola çıktığını fark ettiğimden beri de bu durum
beni fazla endişelendirmez aksine bazı
gitmelerin faydalı olduğuna dair olan inancımı
tazeler.

Bazı gitmelerde yüklem yoktur…Arada
fiziksel mesafe yoktur, ruhsal, zamansal,
anlayışsal, manasal farkların oluşturduğu
derin mesafeler vardır ve bu mesafeler size
başka bir çözüm bırakmadığından, içinizde
çizdiğiniz sonu olmayan bir yola başlarsınız,
her zaman bir yere varamazsınız, gitmek
araftır bazen…Hiçlik için çıkılan yolculuğun
başlangıcıdır asıl hedef varmak değil yolda
olmanın güzelliğidir.

Bazen gitmek yarım kalan bir cümledir
kalbinizin çözemediğini ayaklara yaptırma
eylemidir.

Kalarak gitmek güçlü insanın
başarabileceği bir eylemdir zira zayıf insan
hep bir bahane bulup kendini bu bahanelere
zincirlediği için başarılı olamaz.

Bazı gitmelerde zihindeki kitapların
yerleri değişir, özne önemsizleştikçe nesne
önem kazanır , gözünün önüne inen perdelerin
renkleri değişir, anılar ayakları bağlar, ya
gitmek için yeni bir mekan hazırlar ya
kalmaya zorlar farklı bir ara yüzünü gösterir
dünya.

Bazen çok isteyerek gidersiniz , yeni
başlangıçlar , yeni şehirler , yeni insanlar yeni
dostluklar , kolay değil düşüncesi bile yorar ,
buradaki sorunlar çok az gidip daha güzel
sorunlar bulayım dersiniz ! Vahşi bir ormanda
kaplana yakalanmış ceylan ürkekliğiyle
donakalırsınız , anlamlandırma çabası daha
fazla yorucu hal almaya başlamışken
anlamsız bir döngünün içinde çırpınırsınız ,
kalmak ve gitmenin sebeplerini sorgulamanız
için yığınla neden saçılır önünüze seçememezlikle
göz göze gelirsiniz…

Bazen bir çeşit savunma
mekanizmasıdır , bazen kendinden kaçmaktır
bazen zorunluluk , bazen feragat
Aman Ali Rıza bey ağzımızın tadı
kaçmasın’ diye diye de gitmek eylemindeki
güzelliği heba etmemek lazım.

Gitmek ; rönesans tutkusu
Gitmek ;en derinden gelecek olan dev
dalganın ayak sesini şah damarında
hissetmek.

Bazen bağıra çağıra duyarsın da işine
gelmez kulaklarını kaparsın bulunduğun
kuyudan çıkmayı göze alamazsın , kalmak
bazen saçmalığın kelime bulmuş halidir bilir
yine gidemezsin içinde bulunduğun kuyu seni
nefessizliğe alıştırmıştır öyle alıştırmıştır ki
çıkarsan güneşin gözlerini yakacağına
inandırılmışsındır …

Ya senin güneşle yüzleşme cesaretin
yoktur ya vakti değildir.

İnsan ki kök salmak isteyen bir varlık ,
bu tutkusunu başka alanlarda göremezsiniz ,
kök salmak istediğiniz tutkunun esiri olmaya
başladığınızı fark edemeden adım adım sizi
kuşatan karanlık erk hazzı ve her adımda
doymak bilmeyen dipsiz kuyu içinde arsız
dünya ile baş başa kalırsınız , şahane bir kısır
döngü…

Miadı dolan insanlardan, onların
düşüncelerinden, karmaşık ilişkiler
yumağından, çıkara dayalı sevgilerden,
yapmacık sözlerden, samimiyetsiz
gülüşlerden, önce can diyenlerden arınmak
için tazelenmek için fiziken olamasa bile ruhen
kendinize yapabileceğiniz en büyük iyiliktir
gitmek, çelik gibi bir irade, taş gibi sabır
gerektirir.

O yüzden gitmek cesurluktur.

O yüzden gitmek devrimdir.

Doğadan bütün renkleri toplayıp ,
yeryüzünün bütün tadlarını , bütün şarkılarını
bütün sözlerini mevsimlerini toplayıp bunları
kendine rab belleyenin önüne fırlatıp gitmek
çok güzeldir ,kendine yönelmenin adıdır.

Aidiyete karşı bitmek bilmeyen isyan
sancısıdır.

Haz veren bütün kutsal aidiyetler yerle
yeksan olunca ; gitmek gökyüzünde
dolunaydır.

Gitmek kibrin iki kaşının ortasına tam
onikiden yerleştirdiğiniz gururdur .

Gitmek yine yeniden umuttur.
Alın her şey sizin olsun diyen çocuk
gözlerdir, kırılgan ruhtur, nemlenen kirpiktir ,
köhne dünyaya inat !
Gitmek egosu tavan yapmışların
yanında erenler mütevazılığıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir