Köşe Yazısı Sağlık

Sonbahar Hastalıkları

Herkes tarafından
sevilen yaz mevsimi, yerini
artık sonbahara bıraktı. Bu
mevsim geçişlerinin
şüphesiz en zorlu yanı da
beraberinde getirdiği grip,
bronşit ve soğuk algınlığı gibi
hastalıklardır. Bu geçişi
sağlıklı bir şekilde
atlatabilmenin ve bütün kışı
zinde geçirebilmenin en
önemli yoluda doğru
beslenmekten geçiyor.
Çünkü özenli ve doğru
beslenme, bağışıklık
sistemini güçlendirerek
hastalık ihtimalini azaltırken,
mevcut rahatsızlıkların
iyileşme hızını da artırıyor.

Bugünlerde
vücudumuz sıcak-soğuk
geçişine alışmaya çalışıyor.
Serinleyen havalara rağmen
yazlık kıyafetlerini raflara
kaldıramayan ve sonbaharın
gerektirdiği beslenme
düzenine geçemeyen
kişilerin de gribal hastalıklara
karşı vücut direncinde bir
zayıflama yaşanıyor. Bu
hastalıkları önleyebilmek için
ise sağlam bir bağışıklık
sistemi gerekiyor. Güçlü bir
vücut direncine sahip olmanın
yolu da mevsime uygun
beslenmekten geçiyor.

Sonbaharda sıklıkla
olan yağmurlu ve kapalı
havalar bazı insanlar için
mutsuzluk sebebidir. Bu
kişilerin genellikle sonbahar
aylarında şeker oranı yüksek
gıdalarına tüketimine
yöneldiğini gözlemlenir.
Bununla orantılı olarak doğru
beslenmeden uzaklaşanların
vücut direncinde de
düşüş yaşanır. Sonbahar
mutsuzluğunu kontrol altına
alabilmek için özellikle B
vitamini bakımından zengin
tam tahıllar, kuru baklagiller,
yeşil yapraklı sebzeler, et ve
süt ürünlerinin tüketilmesi
gerekir.

Sonbaharda
beslenmeyle ilgili dikkat
edilmesi gereken en önemli
noktalardan biride su
tüketimidir. Çünkü artan
yağışlar ve soğuyan havayla
birlikte kişiler sıcak
içeceklere rağbet eder. Bu
durum da su tüketiminin
unutulmasına neden
olabiliyor. Ayrıca havaların
serinlemesiyle yaşanılan
susuzluk fark edilemeyebilir.

Çay, kahve gibi sıcak
içecekler suyun yerini
tutmadığı gibi, aksine
vücuttan su atılmasına yol
açarak daha fazla su ihtiyacı
oluşturuyor. Eğer bu gibi
içeceklerin tüketiminden
uzak durulamıyorsa, daha
fazla su içmeye dikkat
edilmesi gerekiyor. Günde
en az 1,5 litre su içilmesi
uygundur. Fakat çay, kahve
gibi içeceklerin tüketimi fazla
ise bu miktar arttırılmalıdır.

Sonbahara
geçerken insanların vücut
direncinde ciddi bir düşüş
görülür. Vücut ise halsizlik,
yorgunluk ve baş ağrısının
yanı sıra, soğuk algınlığı,
nezle, grip, bronşit gibi gribal
hastalıklara karşı daha açık
hale gelir. Bu sebeple,
bağışıklık sisteminin de
gribal hastalıklara karşı
güçlendirilmesi büyük önem
taşır. Bunun için de vitamin
ve mineral değerleri yüksek
yiyeceklerle beslenmeye
özen gösterilmesi gerekir.
Bilhassa et, süt, sebze,
meyve ve tahıllardan oluşan
besin grupları yenmelidir. C
vitamini vücutta bulunan
zararlı maddelerin atılmasını
sağladığı için sonbaharda
bol bol C vitamini içeren
meyveve sebzeler
tüketilmelidir. C vitamini
kaybını önlemek için de taze
sıkılmış meyve suları
içilmelidir. Örneğin; güne
taze portakal veya greyfurt
suyu ile başlanabilir. Ayrıca
antioksidanlar da vücudun
direncinin yükseltilmesinde
büyük pay sahibidir.

Antioksidan özelliği
taşıyan yiyecekler, bazı ciddi
hastalıkların önüne
geçebildiği gibi, vücuda
serbest radikallerin girişini de
önler. Bu yiyecekler ayrıca,
vücutta mevcutolan
radikallerin vereceği
zararların önüne geçerek,
onların vücuttan atılmasını
sağlar. Sonbaharın en
önemli antioksidan
kaynakları ise şu şekildedir.

A vitamini: Yeşil
yapraklı sebzeler, havuç, bal
kabağı, yumurta ve balık,

C vitamini :
kuşburnu, maydanoz,
yeşilbiber, karalahana,
karnabahar, limon,
mandalina ve greyfurt,

E vitamini:  Badem,
ceviz, fındık gibi yağlı
tohumlar ve bitkisel yağlar,

Magnezyum:
Badem, ceviz, fındık, fıstık,
muz, kurubaklagiller, tahıllar,
yeşil yapraklı sebzeler,

Selenyum: Deniz
ürünleri, et ürünleri ve
sarımsak,

Çinko: Badem,
ceviz, kurubaklagiller, bulgur,
süt, yumurta, balık ve et.

Bu antioksidan
kaynağı gıdaların mutlaka
beslenme alışkanlıkları
arasına katılmasını
sağlamak gerekir.

Sonbaharda aşırı
üşümelerin önüne
geçebilmek ve bağışıklık
sistemine destek
sağlayabilmek için zencefil,
zerdeçal, kekik ve karabiber
gibi baharatların da kullanımına
özen gösterilmelidir.
Eğer bu baharatlar
yemeklerde tüketilemiyorsa
mutlaka çaylara
eklenmelidir. Sonbaharda
özellikle ara öğünlerde küçük
bir avuç badem, fındık,
mandalina gibi meyveler de
tercih edilmelidir. Haftada 2
kere balık, 1 kere de kuru
baklagil tüketerek vücut
performansı artırılabilir.

Probiyotikler,
bağışıklık sisteminin
güçlendirilmesinde büyük
öneme sahiptir. Bu nedenle
mevsim geçişin eve
beslenmeye bağlı olarak
oluşan bağırsak
problemlerini en aza
indirebilmek için beslenme
alışkanlığı içinde muhakkak
probiyotik gıdalara yer
açılmalıdır. Yoğurt, kefir ve
turşu önemli probiyotik
kaynaklarındandır. Sütten
daha fazla probiyotik içeren
kefir, sindirim sisteminde
bulunan bakterive
mikropların temizlenmesine
katkı sağlar. Kefir ayrıca,
antibiyotik özelliği taşırken,
yüksek kalsiyum ve
magnezyum içeriği ile kemik
sağlığının korunmasına
destek olur.

Sonbahar ayına
girerken vücutta yorgunluk,
halsizlik ve stres gibi çeşitli
belirtiler ortaya çıkabilir. Bu
dönemde yeterli uyku
alınmadığında
konsantrasyon ve
performans düşüklüğü gibi
durumlarla karşılaşılabilir.
Ayrıca vücut, mevsim
değişikliği döneminde enerji
gereksinimi duyar. Bu enerji
ihtiyacını da yiyeceklerle
karşılamaya yönelinir. Fakat
enerji ihtiyacını kapatmak
amacıyla genellikle
karbonhidratlı yiyecekler
tüketilir. Böylece dengeli
beslenemeyen vücudun
bağışıklık sistemi zayıflar.

Sonbahar ayı her
zaman yağmurlu ve kapalı
olmuyor tabiki. Güneşin
yüzünü gösterdiği günlerde
yazın vücudun depoladığı D
vitamini seviyesini dengede
tutabilmek için mutlaka
güneş ışınlarından
faydalanılmalıdır. Bu
dönemde yalnızca yüz ve
kolların ön kısımlarının en az
15 – 20 dakika kadar
güneşlendirilmesi yeterli
olacaktır.

Hava sıcaklığında
ani düşüş, hava kirliliği,
kapalı ve kalabalık
mekanlarda geçirilen uzun
zamanlar, toplu taşıma
araçları derken bunu fırsat
bilen virüsler çevremizi
kuşatıyor. Doğanın kendini
kışa hazırlamak için yaşadığı
dönüşüm, özellikle büyük
şehirlerde yaşanyanlar
olumsuz etkilerken kapalı
mekanlar mikropların
kolayca bulaşmasına fırsat
verir.

Üst solunum yolu
hastalıkları

Sonbaharda vücudun
bağışıklık sisteminin
zayıflamasının da etkisiyle,
damlacık yoluyla bulaşan üst
solunum yolu enfeksiyonları
(nezle, grip, farenjit, tonsillit,
sinüzit) daha yaygın hale
geliyor. Kuru hava, aşırı
çalıştırılan ısıtıcılar ve
kalabalık alış veriş
merkezlerindeki klima
sistemleride solunum
yolumuzdaki mukozal
koruma bariyerine zarar
veriyor ve bizi enfeksiyonlara
daha açık hale getiriyor.
Hava sıcaklığına uygun
giyinip rüzgara ve yağmura
maruz kalmayarak, mevsim
sebze ve meyvelerini
yeterince tüketerek, bol su
içerek, özellikle ellerimizi sık
sık sabunla yıkayarak,
pencereleri düzenli
aralıklarla açıp ortamı
havalandırarak üst solunum
yolu hastalıklarına karşı
önlem almak mümkün.

Kronik Hastalıklar

Kronik Obstrüktif
Akciğer Hastalığı (KOAH)
olanlar, astımlılar,
diyabetikler, kanser
nedeniyle kemoterapi gören
hastalar üst solunum yolu
enfeksiyonlarına karşı daha
duyarlılar ve bu kişilerde
enfeksiyonlar bronşit ve
zatürre gibi daha ciddi alt
solunum yolu
enfeksiyonlarına kolayca
dönüşebiliyor. Astım ve
KOAH atakları meydana
gelebiliyor. Bu nedenle
kronik hastalıkları olanların
sonbaharda grip aşısı
yaptırmaları ve belirli
periyotlarda zatürre aşısı
olmaları özellikle önem
taşıyor.

Sindirim sistemi
hastalıkları

Yapılan
çalışmalarda gastrit, mide
ülseri, sindirim sistemi
kanamaları ve huzursuz
bağırsak sendromu gibi
sindirim sistemiyle ilgili bazı
hastalıkların geçiş mevsimlerinde
özellikle ilkbahar ve
sonbaharda arttığı görülüyor.
Beslenme alışkanlıklarının,
uyku saatlerinin değişimi,
yaşam şartlarının yaza göre
zorlaşması, stres ve
sorumluluk yükünün artması,
gün ışığından
faydalandığımız saatlerin
azalması gibi etkenler
vücudumuzda bazı
değişikliklere ve strese yol
açıyor. Bu adaptasyon süreci
içinde vücut bu değişimlere
uyum sağlamazsa sindirim
sitemiyle ilgili sıkıntılar
artıyor. Bu nedenle
sonbaharda da mümkün
olduğunca gün ışığından
faydalanmayı, aşırı
uyumamayı, düzenli spor
yapmayı ve dengeli
beslenmeyi ihmal etmemek
büyük önem taşıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir