Köşe Yazısı

OKULLAR AÇILIRKEN

Okullar açılıyor. Sektörde telaş,
velilerde telaş, öğrencilerde telaş, gençlerde
telaş. Kısacası herkes pürtelaş hazırlık içinde.
Fiyatlar katlanmış durumda. Almasan olmaz.
Üniversiteye gidenler için durum daha
karmaşık. Kiralık ev fiyatları uçmuş. İnternet
sitelerine fotoğrafları koyulan evlerle, gidip
görüldüğünde karşılaşılan evler farklı. Evden
vazgeçsen bile yatırılan depozitoyu al
alabilirsen. İlkesi olmayan, kaptığını kar
belleyen, kiraya vereceği eve bakmayan,
doğru dürüst temizlemeyen, arıza vs.
gidermeyen ev sahiplerinden nasıl
korunacağız? Tabi ki ilkeli ve dürüst ev
sahiplerine sözüm yok, onları ayrı
tutuyorum. Herkes evini kiraya verebilir.
Ancak bunun da etik kuralları ve kontrol
mekanizması olmalı. Kira bedeli konusunda
da bir standart uygulanmalı. Gerçi normalde
standardı piyasa oluşturur, ama söz konusu
öğrenci olunca evin durumuna ve konuma
göre fiyat aralığı belirlenip, öğrenci lehine
esneklik uygulanmalıdır diye düşünüyorum.
Ya da öğrenci sayısının yüksek olduğu illerde
belediyelere öğrenci mahalleleri, yurtlar,
evler yapımı ve işletimi konusunda
kolaylıklar sağlanabilir. Kar zarar hesabı
güdülmeden, maliyetine yapılabilir.

Bir düşünsenize evladınız uzak bir
ildeki bölüme yerleşti, ilk kez gideceksiniz ve
çocuğu yerleştirip döneceksiniz. Kalacak yer
konusu sorun olmadan yola çıkmak ne
güzel bir iç rahatlığı. Geriye işin keyfini
çıkarmak kalır. Amerikan filmlerinde
gördüğüm okul, yurt, öğrenci evleri
düzenine bayılıyorum. Gelişmekte olan,
halkın çoğunluğunun gelir durumu orta ve
düşük seviyelerde kalan ülkelerin, eğitim
giderlerine daha çok pay ayırmaları ve
ailelerin üzerine düşen yükü almaları sosyal
devlet olmanın gereği değil midir?
Kalkınmanın, ekonomik gelişmenin temeli
çağdaş ve kaliteli eğitimden geçmiyor mu?
Maddi zorluk çekmeyen bir öğrencinin
başarısı yükselmez mi? Hayallerinin
peşinden koşmaz mı? Memleketine faydası
artmaz mı? Hatta tüm öğrencilerin belirli
dönemlerde , gelişmiş ülkelere , üniversite
tarafından ücretsiz götürülerek, oradaki
eğitim sistemini, seviyesini, laboratuarlarını,
kütüphanelerini görmeleri, başka
kültürleri tanımaları, kendileriyle aradaki
farkı karşılaştırmaları bu gençlerin ufkunu
genişletmez mi? Daha iyisini gören, daha
iyisini ister, isteyen daha iyisini yapar. Vizyon
sahibi olur. Böyle bir genç engel tanır mı,
korkar mı?

Tüm bunların yanında önemli olan
bir husus da yerel halkın üniversite
öğrencisine gösterdiği tavırdır. Bazı şehirler
öğrenciyi sever. Gerek şehir sakinleri, gerek
belediyesi öğrencinin hayatını kolaylaştırmak
için düzenlemeler yapar. Mesela Eskişehir
modern bir öğrenci şehri. Eskişehir’de
okuyup da,” ben bu şehri sevmedim” diyene
rastlamadım. Orta büyüklükteki bir il için ,
15-20 bin öğrenciye sahip olmak, orta ölçekli
organize sanayiye sahip olmak gibidir. Hazır
giyimden kuru temizlemeye, restorandan tost-ayran
büfesine, telefoncudan gözlükçüye,
pazardan, marketten kafeteryaya, terziden
toplu taşıma araçlarına, emlak ofisinden
pansiyon ve yurtlara kadar aklıma gelen gelmeyen,
küçük- büyük bir çok sektör iş
yapar, para kazanır. Hele bu şehirde tarım,
fabrika, maden, deniz gibi gelir getiren
kaynaklar azsa. Geçim kaynağının %80’i
öğrenci olduğu halde, yine de öğrenciyi
sevmeyen, kolaylık sağlamayan, öğrencinin
parası beri, kendisi öte mantığını güden
yerler varlığını sürdürmekte ne yazık ki
(Burada şehir halkının tümünü değil,
çoğunluğunu, genel yapısını kastediyorum.
Tabi ki her yerde çok iyiler de var, daha az
iyiler de) . Pandemiden dolayı yaklaşık 1,5 yıl
süren uzaktan eğitim belki düşüncelerini
değiştirmiştir. Umarım davranışları ve
yaklaşımları daha anlayışlı ve içten olur.

Gençlere bakarken biraz kendi
gençliğimizi hatırlamamız gerekir. Biz
ebeveynlerimizin her sözünü dinledik mi,
büyüklerimizin her düşüncesine katıldık
mı? Arada 20-30 yıl zaman farkı da var.
Bence doğru olan onlara sevgimizi
hissettirerek rehber olmaktır. Eksiklik,
yanlışlık her zaman olur, düzeltilir, affedilir.
Ancak sevgisizliğin boşluğu dolmaz.

Üniversite okumak aynı zamanda
hayata hazırlanmak ise, şehrimize tek
başına gelen gence, bir gün kendi
çocuğumuzun da bir başkasına ihtiyaç
duyacağını düşünüp ona göre davranmak
ne iyi seçimdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir