Köşe Yazısı

NEŞET ERTAŞ’A VEDA

”Ne söyleyim şu dünyanın haline dağlar ayrı ayrı, çöl
ayrı ayrı, şu insanlar bölüşmüşler dünyayı hudut ayrı ayrı yol
ayrı ayrı.’’

Sözleri ile dünya gerçeklerini sazı ile dile getirmeye
çalışmıştır. Bir sanatçı ve ozan olmaktan ziyade bilge kişiliğini
türkülerine yansıtan, içimizi sızlatan, kendimize rehber
edineceğimiz türkü üstadını bilmeyen yoktur.

‘’İlimsizlik bilgesizlik yüzünden cehalet hortlayıp çıkar
mı çıkar? Sevgisizlik saygısızlık yüzünden insan insandan
bıkar mı bıkar?’’

Sözleri ile günümüz insanının içinde bulunduğu
durumu ne güzel dile getirmiştir.

İlimsizlik ve bilgesizlik varsa eğer ne kadar zengin
olursan ol çok fakirsin demektir. Sevgi ve saygı ortadan
kaybolduysa insanlar birbirine katlanamaz hale gelir. Bir
bakmışsın bugün evlenen gençler yarın boşanmışlar. Ve
bunun ceremesini çeken ortada kalmış ilgisiz ve sevgisiz
zavallı çocuklar… Kendilerini bir anda büyük bir cehaletin
içinde buluveriyor.

Büyük üstad yaşadığı acıları sevinçleri türkülerinde
işlemiş, “Yaşanmamışsa yazılmaz, “demiştir. Türkülerindeki
her söz her cümle tesadüfen yazılmamış, her kelimesinde bir
hayat felsefesine ve dünya görüşüne yer verilmiştir.

Derdi ile gülüşünü güzelleştiren nadide insanlardan
biridir.

Dünya malına tamah etmemiş, mal hırsını ‘’Hırs gelir
göz kararır , hırs gider yüz kararır ‘’ diye dile getirerek hırsın
insana verdiği zararı ne güzel betimlemiştir.

İnsan da bir hazinedir aslında neleri biriktirir ve neler
bırakır gelecek nesillere. Yaşayan insan hazinesi ödülüne layık
görülmüştür türkülerin babası büyük üstad.

Dünyada robot heykeli yapılan ilk saz sanatçısıdır.
Türkülerinde genellikle aşk temasını işlemiş, sevdiğine
kavuşmayanların içindeki sızının bir başka adı olan Zahide’m
türküsünde sevdanın adını yüreklere kazımış􀆨r.

Her yiğidin bir Zahide’si varmış, deyip vurmuş sazın
teline…

‘’Dane dane benleri var yüzünde/Can alıcı bakışları
gözünde/ Binbir dat var edasında nazında/Dünyada yardan
datlı varm’ola’’

‘Küpeleri ağır düşer kulaktan, Zülüfleri tel tel olmuş
yanaktan, Ağzı şeker bal akıyor dudaktan, Dünyada yardan
datlı varm’ola , salını Salı ı gelen yar mola ‘’

Dizeleri ile sevdiğinin portresini çizmiştir gönlünde.

“Türküler ölmez, yok olmaz, ” demiş ve yüzyıllar geçse
de unutulmayacak eserler bırakmıştır gelecek nesillere.

Yoğun yöresel özellikleri ve baskın mahallilik
unsurları ile donanmış bu müziği, yöresinin dışına çıkarmış,
ülke genelinde ve hatta yurtdışında bilinmesini ve tanınması
sağlamıştır.

Abdallık geleneği, yaratıcı hariç her şeyden
vazgeçmeyi , görünüşe değil görünüşün ardındaki öze kıymet
vermeyi, gönül kırmamayı , can incitmemeyi ve insan ruhuna
zarar verecek her duygu , düşünce ve davranıştan kaçmayı
merkeze alan türlü olumsuz ve davranıştan sakınmayı
önceleyen bir düşünce sistemi ve yaşam biçimidir.

Ve hayata veda etmeden yazdığı son şiirinde,

‘’Geçti günler yıllar, ömürse doldu
Giden gitti bilmem geri ne kaldı
Ömrümün baharı sarardı soldu
Yandı kaldı garip bağrım çöl gibi ‘’

Dizeleriyle kelebeğin ömrü kadar kısa olan hayatın ne
kadar kıymetli olduğunu hatırlatmıştır.

Büyük ustayı rahmetle anıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir