Köşe Yazısı

Mehmet KUŞMAN Çivi Yazısı Yazan Ender kişilerden

Mehmet Kuşman Urartuca Çivi yazısı
yazabilen dünyadaki 38 kişiden biri

Dünya’da Urartuca Çivi yazısını
yazabilen tek kişi, okuyabilen ise
38 kişiden biri olan Vanlı Mehmet
Kuşman, ömrünün neredeyse
tamamını bu işe adadı. ABD’de
sempozyumlara davet edilen
konunun uzmanı profesörlerin
referans gösterdiği, her kitabeyi
okuyabilen ve tercüme eden 74
yaşındaki Mehmet Kuşman
şimdi Çavuştepe Kalesi’nin
girişinde, eskiden kazıevi olarak
kullanılan taş kulübede hayat
mücadelesi veriyor.

Dini bayramların ilk günü
dışında hiç izin kullanmadığını
belirten Kuşman, çalışma hayatı
boyunca sadece bir kez
hastalıktan 18 gün işe
gidemediğini söyledi. Her gün
sabah 05.00’te kaleye gelen
Kuşman, vali olsun, milletvekili
olsun, kaymakam olsun birçok
önemli şahsın Van’ı ziyaret edip
kaleye geldiğini belirtip onlardan
yardım talep ettiğini ancak
‘bakarız’ denilerek geçiştirildiğini
söyledi. Kuşman, geçimini küçük
kulübesinde taşların üzerine
yaptığı Urartuca eserlerle
sağlıyor.

Van’daki Çavuştepe
Kalesi’nde 58 yıldır bekçilik
yapan Mehmet Kuşman, yarım
asrı aşan sürede, ikinci evi olarak
gördüğü kaleyi hem korudu hem
de kendi imkanlarıyla Urartu çivi
yazısını okuyup yazmayı
öğrendi. Kalede kazı çalışması
yapan akademisyenlerden aldığı
bilgilerle kendini geliştiren
“Urartuların sadık bekçisi”, bu
sürede Kültür ve Turizm
Bakanlığının emriyle 5 kez
Amerika’ya, Almanya, Belçika,
Hollanda’ya gitme imkanı buldu.

Katıldığı bir çok
sempozyumda da katılımcılara
Urartu alfabesini anlatan
Mehmet Kuşman, çivi yazısını
taşlara kazıyarak yaptığı takıları
turistlere satıp hem geçimini
sağladı hem bölgenin tanıtımına
da katkı sundu.

Çalışkanlıklarına
hayran olduğu Urartulara
sevgisini şapkası ve
boynundan çıkarmadığı
kolyesine işleyen Kuşman,
uzun süredir yürüttüğü bekçilik
görevini bırakmaya karar
verdi.

Mehmet Kuşman ,
1962’de askeren döndükten
sonra Çavuştepe Kalesi’ndeki
kazı ekibinde işçi olarak işe
başlamasıyla tüm hayatının
değiştiğini söyledi. Urartuca’yı
öğrenmek için birçok profesör,
arkeolog ve öğretim görevlisiyle
görüştüğünü, dünyada bu dili
bilenlerin sayısı az olduğundan
İran ve Ermenistan’a bile gittiğini
belirten Kuşman, şöyle konuştu:
Kuşman “Hem ülkemizde hem
de yurt dışında Urartu alfabesiyle
ilgili tüm verileri araştırıp 3 yılda
kendi imkanlarımla Urartu
alfabesini topladım. Bu
durumdan o dönemde
gazetecilerin haberi olmuş.
Haberimi yapmışlardı. Ardından
Kültür ve Turizm Bakanlığı,
Ankara’da düzenlenen
sempozyuma gönderilmem için
Van Valiliğine yazı yollamıştı.
Beraberimde götürdüğüm
alfabeyi oradaki hocalara
gösterdim. Hem çok şaşırdılar
hem de çok beğendiler. Van’a
döndükten sonra lisan çalışmaya
başladım. Bulduğum her
kitabeden bir parça aldım. 22
yılda ancak 650 kelime
öğrenebildim. 11 çocuk
babasıyım. Bekçilik maaşı az
geliyordu. Aklıma taşlara Urartu
figürleri ve alfabesini yazıp,
satma fikri geldi. İlk başta sadece
çizim yapıyordum daha sonra
oyma da yapmaya başladım.
Kazandığımla çocuklarımı
okuttum” dedi.

“Oğluma da Urartucayı
öğrettim”

Mehmet Kuşman”Görev
sürem boyunca her gün güneş
doğmadan kaleye gittim, gün
batmadan da dönmedim.
Çocuklarımdan biri Urartuca’yı
öğrendi. Sosyal Güvenlik
Kurumunda müdür yardımcısı
olarak görev yapıyor. ek
umudum o çocuğum. Urartular
çalışkan bir millet olduğu için çok
seviyorum. Yaptıkları işleri
görüyorum, harika bir şey.
Bu günkü şartlarda bile o
yapıların yapılması çok zor.
Urartulara aşığım. Yaptıkları
işleri de çok seviyorum. 58 yıldır
Çavuştepe Kalesi’nde
çalışıyorum. Burada başladığım
ilk günden itibaren bağımı,
bahçemi her şeyimi geride
bırakıp kendimi bu işe verdim.
Buraya bağlandım ve bugüne
kadar böyle getirdim. Alnım açık,
başım dik çalıştım” diye ilave etti.

Kazılarda ilk kitabe
çıkınca Kuşma’ın Urartulara ilgisi
başlar. Kuşman o günleri
Amerika’nın Sesi’ne şöyle
anlattı: “İlk defa buraya gelmişler
kaleyi kazacaklar. Ben de
katıldım. ilk sene normal geçti
ikinci sene kitabe çıktı. Hoca
düşünüyordu, ne düşündüğünü
sordum; ‘kitabe çıktı kime
okutacağız?’ dedi. Ben de o
zaman gençtim. İkinci sene peş
peşe çıkmaya başlayınca,
‘Hocam ben de öğrenmek
istiyorum’ dedim. Biraz zoruna
gitti ‘Öğrenemezsin, zor bir
meslektir’ dedi. Onlar gittikten
sonra Van Kalesi’ne gittim,
yazıları topladım. İran’dan
yazılar getirttim. Üç yılda alfabeyi
oluşturdum.”

Kuşman, Urartucayı
gelecek nesillere de aktarmak
istemiş ancak ilgi görmemiş.
Sadece oğluna öğretebildiğini
söyleyen Kuşman, “Dünya
genelinde 12 kişi, Türkiye’de 7
kişi biliyor. Bu dili en iyi bilen bir
İtalyan hocadır, Roma
Üniversitesi’nde. 22 yıl önce ben
ona ders veriyordum, şimdi
Asurca, Hititçe, Urartuca’yı
öğrenmiş. Birkaç kez kurs açmak
istedim. Her gelen valiye gidip
bana öğrenci bulmalarını
istedim. Ülkemizde, Asuroloji,
Hitioloji, Sümeroloji var ama
Urartulara ait tek bir üniversitede
bölüm yok. Bu lisan ölmek
üzeredir. Olur diyorlardı ama
yapmıyorlardı. Sadece benim bir
çocuğum öğrendi, o da SGK’da
çalışıyor” diye konuştu.

Kuşman Urartular
hakkında öğrendiklerini ise şöyle
açıkladı: ”Çalışmayı öğrendim,
Urartu insanı çık çalışkan. O gün
yaptıkları işler bugün bile
yapılamaz. Kanalizasyon var,
fosseptik var, lavabo var.”

Sonuç olarak şunu
söyleyebilirim ki; Şuan
gençlerimiz arasında kaç tane
böyle gayretli, hedefine hiç
bıkmadan yürüyen, sabırla
çalışan kişi var? Bu ve benzeri
kişilerin hayatları okullarda
okutulsa, bu kişiler okullara davet
edilerek konuşturulsa, hayatları
gençlerimize ışık tutsa ne güzel
olur.

Dr. Muzaffer YURTTAŞ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir