Köşe Yazısı

MÂDER

Bütün kadınlar en çok anne olmayı sever,
sıkılmadan, bunalmadan ve yorulmadan bir ömür kendini
evladına adar. Hatta öyle zaman gelir ki istifa etmeyi bile
düşünür fakat dilekçesini verecek bir kurum olmayınca
biçare devam eder bu zorlu göreve.

Ne güzel şeydir anne olmak, anneliği
becerebilmek!

”Beşik sallayan eller, dünyayı yerinden oynatacak
bir gücü simgeler”(Peter de Viries)
“Cennet anaların ayağı altındadır,” inancımız,
bizleri iki yüz seksen gün karnında taşıyıp, bir ömür
kalbinde ve sırtında taşıyan annelerimize ne kadar değer
veriyoruz hiç kendimize sorduk mu?

İnsanların bin bir yüzünün olduğu şu dünyada bir ve
tek yüzü ile bize ışık tutan canlının adıdır.
Büyük fırtınalar atlatmış bir gemi gibi yorgun ve
bitap düşmüş, adanmışlık duygusu ile bezenmiş , ömrünün
en güzel yıllarını boz topraklarda evladı için harcayan
cefâkar insandır.

İşte bu yüzden;

Sessizce bak ben bunu anneme aldım, bu gün
anneler günü demeden, annenizi usulca öpün ve bu özel
gününü kutlayın. Bizi bu hayata bin bir zorlukla getiren
insanın günü olmaz, saati olmaz. Anne olmak nasıl bir
ömür boyu sessiz sedasız sürüyorsa siz de sessizce
kimseye duyurmadan her gün kutlayın bu kutsal insanların
gününü. Belki de farkında olamadan öksüz büyüyenler,
annesi olup da yanında olamayanları ya da anne olup ta
annelik yapamayanları incitirsiniz!

İnsan hayatının başlangıç ve son noktası olan
annelik ana rahminde başlar, ilk yuvasıdır burası, huzur
bulduğu mağarasıdır. İnsanoğlu bu sebepten olsa gerek
sürekli bir oyuğa takılır kalır.

Sonlu bir yolculuğun mezar taşı kımıltısızlığında
değişmeyen tek sonsuzluğudur anne. Annenin ebedi varlığı
ve değişmezliği karşısında her şeyin gelip geçici oluşu, tek
kalıcı olan ve tek değişmeyenin olmasındandır.

Hayatımızdan çıkaramadığımız ve değiştiremediğimiz
kişidir. Bir de, herkesin annesi kendine özeldir.

Anne bir çocuğun her şeyidir. Dünyaya getirmekle
bitse keşke her şey.

Görevlerin en kutsaldır, sorumluğu öğretir insana,
hayatta olma sebebimiz olan onlardır. Kaç yaşında olursan
ol öğreneceğimiz çok şey var. İlk adım , ilk konuşma her
şeyin ilkini bize öğreten en kıymetli öğretmendir aslında.

Kendi bahçesinde meyvesini büyüten bir bahçıvan gibi
her mevsim hiç bitmez içindeki heyecanı.

Ne kadar kızsa da evladı üzülsün istemez, kendisi
ile konuşur gibi yapar sinirlendiği zaman.

Bir annenin evladına olan aşkı ne bir filme ne de
romana sığar. Bu film hayat boyu devam eder. Öldükten
sonra da devam eden bu durum, eşinden annesinin yaptığı
yemekleri isteyen erkek çocuğunun , annesinin yokluğuna
duyduğu özlemin adıdır. Annesinden yeterince sevgi ve ilgi
gören çocuk ileride iyi bir eş ve iyi bir evlat olacaktır. Bu
durum çocuğun sağlıklı bir evlilik yapmasına, sağlam bir
psikolojiye sahip olmasına, hayata pozitif bakıp , sıkı sıkı
sarılmasına yarayacaktır.

Sevdiklerini korumak için tüm gücünü harcar,
doğada anne olan tüm canlılar.

Evladının bir gülüşü ile deniz gibi köpürür içi.
Ağladığında bile gözyaşlarını yüreğinde biriktirdiği
okyanusa akıtır. Bütün gün hizmet etmesine rağmen gün
sonunda tadı damağında kalmış bir kitabı okumuş gibi
hisseder kendini. Kraliçelik ile köleliğin çelişkili buruk
tadını çıkarmanın adıdır. Her şeyin yerini doldurabilirsiniz
fakat annenizin yerini asla! Dolduramazsınız. Boşluğu bir
dağ gibi büyür içiniz de. Hangi yaşta olursak olalım ona
duyulan özlem bir ömür devam eder. Vücudunda bir
canlıya ev sahipliği yapmak ile başlayan serüvende
mutluluğu uzakta aramaya gerek yok, mutluluk yanı
başınızda…

Kalbi anne olan tüm kadınların her gününü
kutlarım.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir