Köşe Yazısı

HAZİRAN

Ahmet Haşim, Peyami Safa, Nazım
Hikmet, Orhan Kemal, Cahit Külebi…
Ve babam…
‘Haziranda ölmek zordur’ diyor ya şair,
bence asıl haziranda yaşamak zor…
Acıyla yaşamak zor…
Vedalar zor…
Vedalaşamadan ayrılmak daha zor…
Özlemek zor…
Hele Haziran’sa ve giden babansa daha
zor…

. . .

Haziran kiraz mevsimidir bizim buralarda.
Yaz başlarken sizin oralarda tatil başlar
bizim buralarda iş başlar.
Yorulursun haziranda.
Sıcak bir yandan, omuzlarındaki yük diğer
yandan yorar insanı.
Hele bazı haziranlar daha fazla yorar
insanı…

. . .

Yine sıcak bir yazdı ve yine hazirandı…
Her yaz gibi, her haziran gibi yorgundum, yaz
mevsimi hep bana yorgun gelmiştir biraz…

Kirazdalında sallanan kovamı
sabitleyeyim diye uğraşıyordum. Kiraz
toplamaktan yorgundum. Kovam doldu.
Ağaçtan indirmek de ayrı bir zor, yerden
metrelerce yukarıda olunca… Babam geldi
yanıma: ‘Bana seslensene’ dedi, ‘Ben her zaman
gelirim.’ Şakaya vurdum: ‘Baba nasıl
geleceksin?’ dedim, ‘Mesela Eskişehir’deyim,
sana da gel demişim, senin külüstür motor ile
burdan taa Eskişehir’e iki günde gelemezsin.’
dedim.

‘Sen çağırırsan gelirim’ dedi , ‘Gerekirse
yürüyerek gelirim, bir hafta yürürüm yine
gelirim.’dedi.

Ve başka bir Haziran günü gitti babam…
Yürüyerek gelemeyecek kadar uzaklara
gitti…
Ve ben yoruldum… Çok yoruldum…
Babam gitti.
Ben daha çok yoruldum…
Her Haziran biraz daha yorgunum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir