Gündem

ESKİ TADI BULALIM

Ah nerede o eski Ramazanlar? Çoğumuzun
hafızasına kazınan cümbür cemaat heyecanla
beklediğimiz gelmek bilmeyen iftar saati. On beş on altı
saat açlıktan sonra yorgun düşen bedenler,
sonbaharda düşen yaprak gibi sararır ve sabrın en
güzel örneğini sergiler oruçlu bünyeyle. Oruç, bedenin
arınma ve dinlenme nadasıdır. Sahurda ışığı yanan
evlerin sayılamayacak kadar çokluğuna ne demeli?

Gece sokaklarda maniler söyleyerek dolaşan
sahur habercileri davulcular, eski çağlardan günümüze
bu geleneği sürdürmüş fakat içinde bulunduğumuz
çağda bu gelenek, tarihe karışmaya yüz tutmuştur.

Arefeden tüm hazırlıklar tamamlanıp tatlılar
yapılır, çikolata , şekerler alınır ve heyacanla bayram
sabahı beklenir. Annelerimiz bir yandan evin
erkeklerinin bayram namazından gelmesini beklerken
kahvaltılar hazırlar, bir yandan da evi süpürmemizi
isterdi. Kahvaltı neşe içinde hep birlikte yapılır ve
herkes birbiri ile kucaklaşıp bayramlaşılırdı.

Bir daha ki Ramazan’a çıkmak dileği ile yapılan
kahvaltıların tadı hala damaklarda. Çocukluğun da ilk
bayramlığını hatırlamayan yoktur. O kadar kıymetlidir ki
bir çocuk için bayramlık, bir çoğumuz bayramlığımızı
yastığımızın altında saklayarak sabahı beklemişizdir

Yokluk içinde fakat mutlulukla geçen o günleri
özlemle yad etmemek mümkün mü? İnsanlarda geniş
aile kavramı vardı eskiden, evinde yaşlısı olanın evi hiç
boş kalmaz, tüm sülale orada toplanır, büyükleri ziyaret
etmek için herkes seferber olurdu.

Ayağımıza değmesin diye geçtiğimiz yoldan
taşları toplayan yaşlılarımızın ve çocukların günüdür
arefeden sonrası. Bayram, uzaklarda kalan bir
çocukluğun hüznüyle, yüzümüzde mutlu bir
gülümsemenin hatırlanmasıdır. Küs olanların barıştığı
güne verilen addır. Aramızdaki anlaşmazlıkları unutup
bayram nedeniyle kucaklaşmak, bayramın manevi
değerine gösterilen saygıdır.

Ayrıca ihtiyacı olana yardım etmek için
bayramlar en uygun zamandır. Yaşlıların gönlünü
almak, komşularımızla beraber olmak, yakınlarımızla
görüşmek özellikle ayrı bir anlam ifade etmektedir.
İnsanlar daha hoşgörülü ve affedici olur, kalpler kuş
kanadı gibi hafifler.Eski bayramlar günümüzdeki
bayramlardan çok farklı idi. Teknoloji bu kadar
ilerlememişti, televizyon , bilgisayar , cep telefonu vs
yoktu. Aileler akrabalar uzaktaki yakınlar bir araya gelir
ve eğlenceler düzenlenirdi. Günümüz çocukları için bu
anlatılanlar maalesef bir masal rivayetine dönüştü.
Çocuklar için bayram, harçlık, yeni giysiler, lunapark ve
doyasıya eğlenmek anlamına gelirdi. Şimdiki zamanda
çocukların istekleri bolca ve fazla ertelenmeden
karşılandığı için, bayramlıklar da eski anlamını yitirdi.

Evet artık hepimizin söylediği bilinen bir cümle
var. ‘’Bayramların eski tadı yok! ” Dünün çocukları
bugünün yetişkinleri olarak bizler de bunu düşünüyor ve
onaylıyoruz. Demek ki bu kural değişen dünyada her
kuşak için aynı.Şimdiki zamanda bayram demek bol bol
alışveriş, eskiye nazaran bol mutsuzluk demektir.
Eskiden küçük hediyelerle mutlu olan insan artık hep
daha fazlası, daha iyisi ve son modelini istemekte ve
buna bağlı oluşan doyumsuzluğun mutsuzluğuyla baş
başa kalmaktadır. Daha fazla tüketerek daha mutlu
olacağımızı sanır hale geldik. Oysa elimizdekinin
değerini bilip, sahip olduklarımızla yetinmeyi
öğrendiğimizde her şey ne kadar da güzel olacak.

Tüm dünyada insanlar birer aile sıcaklığında
yaşayıp giderken, aniden üzerimize buz yangını çöktü.
Bu bayram ilk defa yalnızlık illeti, salgını tüm dünyayı
kasıp kavuracak.Jean Jacgues Rousseau ‘’En büyük
korkum yalnızlık,‘’ diyor. Bütün bu şartlara inat bu
bayramda da birbirimizi yalnız bırakmadığımızı
hissettirelim, hiçbir şey için geç değil.

Ne güzeldir Ramazan’da yorgun düşen
bedenlere su sermek, bir aylık sabrın sonunda
selamete ermek, küçük büyük bir araya gelmek. Ölmüş
büyükleri hatırlayıp kıymetini duyumsamak, birlikte el
ele paylaşmanın tadına ermek, ne güzeldir
Ramazan’dan sonra Bayram’a erişmek.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir