Köşe Yazısı

COVİD 19 PANDEMİ SAVAŞI VE ÖZEL GEREKSİNİMLİ BİREYLER

Çeşitli nedenlerle, fiziksel, zihinsel
ve ruhsal yönden akranları arasında
beklenilen düzeyden anlamlı farklılık
gösteren ve desteğe ihtiyacı olan insanlar
özel gereksinimli bireyler olarak tanımlanmaktadır.
Özel gereksinimi olan bireyleri
şöyle sınıflandırabiliriz:

Çocuklar, yeni doğanlar, fiziksel ve
bilişsel yetersizliği olan bireyler ve yaşlılar
olarak sınıflayabiliriz. Diğer bir deyişle
savunmasız olan bireyler olarak da
tanımlanır. Etrafımıza baktığımızda o
kadar çoktur ki özel gereksinimli bireyler;
çoğu zaman “özel emanetlerimiz” bile
dediğimiz olur. Birde olumsuz yaşam
koşulları da eklenince özel emanetler daha
da anlamlı bir hal alır. İçinde bulunduğumuz
malum pandemi süreci hepimizin
yaşam kalitesini olumsuz etkilemeye tüm
hızıyla devam etmektedir.

Covid-19 savaşında yaşlılarımız risk
faktörlerinde ilk sırada yer almaktadır.
Özellikle 65 yaş üstü kişilerde eşlik eden
kronik bir hastalık olmasa bile fonksiyonel
kayıplar yaşanabildiği için bu kayıplar kişiyi
hastalıklara karşı daha da kırılgan hale
getirebilmektedir.

Pandeminin diğer bir mağdurları ise
çocuklardır. Okullarına gidemeyen,
parklarda doyasıya oynayamayan ve
büyüklerine doyasıya sarılamayan
çocuklarımız. Başlangıçta covid 19 virüs
çocukları daha az etkilemiş gibi görünse d
gün geçtikçe çocuklarımızda bu hastalığın
etkisine oldukça fazla maruz kalabilmektedir.

Ülkemizde de sokağa çıkma
kısıtlaması nedeniyle bu süreci evlerinde
geçiren 65 yaş üstü kişiler ve çocuklar Covid-
19 enfeksiyonu açısından riskli grupta yer
almışlar ve yine bu yaş grubunun bir arada
yaşadığı alanlardan huzurevleri, bakımevleri
ve kreşler gibi alanlarda temas riski
olabileceği için risk daha da artabilmektedir.
Denilebilir ki özel gereksinimli bireyler için
adeta covid 19 bombası ortalıkta kol
gezmektedir.

Hal böyleyken hem korunmamız
hem de korumamız gerekiyor. Çünkü bu
savaş oldukça çetin geçiyor. Büyüklerimizi
kaybediyoruz, artan çocuk vakalarımız ona
keza. Hemen aklıma Peygamberimizin
(SAV) bir hadisi geliyor:

“Otlayan hayvanlar, süt emen
çocuklar ve beli bükülmüş yaşlılar olmasa
Allah’ın rahmetini mi umuyorsunuz?

Peki bu durumdan en az zararla
nasıl çıkılabilir?

Ya da kendimizi ve bize emanet
edilenleri nasıl koruyabiliriz?

Kafamızda bir sürü nasıl soruları
ortaya çıkabilmektedir. Şemsi Tebrizi ne
güzel söylemiş; “Sen değişirsen, dünya
değişir”. İşte bu nasıl sorularının cevabı
burada gizlenmekte ve merdivenin ilk
basamağı kendimizden başlamaktadır. Ben
adına empati diyorum kısaca, onların yerine
kendimizi koyalım.

Biranda aklıma İzmir depremi
geliyor. Bir yandan pandemi süreci tüm
hızıyla devam ediyor, bir yandan da enkaz
altından çıkarılmayı bekleyen insanlar. Ya o
masum çocuklar. Annelerin umutla bekleyişleri…

Bir de İzmir halkının kenetlenişi.
Herkes yaşlısıyla, genciyle, kadınıyla,
erkeğiyle bir yandan yardıma koşuyor. Tam
anlamıyla kenetlenme. Aklımda geriye
kalanlar bunlar…

Sözün özü; Vakit kenetlenme vakti.

Vakit bize emanet edilenlere sahip
çıkma vakti.

Vakit manevi değerlerimizi koruma
vakti.

Kimseyi kırmadan, incitmeden bu
zorlu süreci atlatmak temennisi ile sözlerimi
Usta Şair Yunus’un sözleriyle bitirmek
istiyorum.

Çiçeklerle hoş geçin,
Balı incitme gönül.
Bir küçük meyve için
Dalı incitme gönül…

Emine Aktaş
Uzman Hemşire
[email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir