Eğitim Köşe Yazısı

Bu Haftaki Konuğumuz EYUDER Temsilcisi ŞÜKRAN SAĞLAM ERTAŞ

EYUDER (Eğitim Yöneticileri ve Uzmanları Derneği)
Salihli Temsilcisi ŞÜKRAN SAĞLAM ERTAŞ

1.Şükran Sağlam Ertaş’ı tanıyabilir miyiz?

Ben 1971 yılında İzmir ‘de doğdum. İlkokula Kars’ta başlayıp Kırklareli’nde devam ettim.  Ortaokulu da Kırklareli’nde bitirdim. Lefkoşa Türk Lisesi‘nde iki yıl okuduktan sonra Kartal Tuzla Lisesi’nde İstanbul’da tamamlanan lise hayatım oldu. Asker kızı olmanın gururuyla farklı illerde okumanın kültürel zenginliklerini almayı başardım. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Fakültesi’nin Edebiyat bölümünü bitirdim. 1993 yılında hedefimdeki meslek olan öğretmenliğe Gümüşhane Kelkit’te başladım.  1995 yılında evlendim ve Ankara Kalaba Kız Meslek Lisesi’nde görevime devam ettim. Eşimin memleketi olan Manisa Salihli’ye 1997 yılında taşındık ve yerleştik.  Benim de ailem Uşak’ta ikamet ettiği için ve Ege’yi çok sevdiğimden bu fikir bana da güzel geldi. Kavaklıdere  Atatürk İlköğretim  Okulu’nda  çalıştıktan sonra 2002 yılında Kudret Demir İlköğretim Okulu’na  tayinim çıktı 2015 yılında da Şazimet Uysal Ortaokulu’nda göreve başladım ve halen aynı okulda  öğretmenliğe devam etmekteyim.

Evliyim ve İki kız annesiyim. Kızlarım Üniversite’de isteyerek seçtikleri bölümlerde tahsillerine devam etmekteler. Gezip görmeyi, yenilikleri öğrenmeyi,  okumayı, güzel filmler seyretmeyi, yeni insanlarla tanışmayı, yardımlaşmayı ve dostlarımla güzel, kaliteli vakit geçirmeyi severim.

2.EYUDER Salihli temsilcisisiniz. Okuyucularımızı derneğiniz hakkında bilgilendirir misiniz?

EYUDER  ( Eğitim Yöneticileri ve Uzmanları Derneği)  büyük bir eğitim derneği dir. Başkanımız Dr. Adem ÇİLEK Çankırı Karatekin Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Bakan Danışmanımızdır. Türkiye’nin 81 ilinden il temsilcilerimiz ve birçok ilçeden ilçe temsilcileri ve üyeleriyle büyüyen ortak paydası eğitim olan ve her görüşten öğretim görevlilerinin, yöneticilerin ve öğretmenlerin bulunduğu büyük bir ailedir. Derneğin kuruluş amaçlarından biri “Meslek Odası“ oluşturmak ve diğeri sahadaki eğitimcilerle akademisyenleri buluşturmaktır.  Bu yıl 11.‘si yapılacak olan kongre EYFOR 11, her yıl düzenli olarak yapılmaktadır.  Kongreye hazırladığımız bildirilerin sunumunu yaparız, diğer bildirileri dinleriz ve panellere, çalıştaylara katılıp yeni bilgileri öğrenmenin keyfini yaşarız. Çay molalarında ve akşamları oturup sohbet etmek ve etkinlikler düzenlemek ayrı bir kazanım bizim için. MEB ile ortak çalışmalar yapılmakta Örneğin; tüm bölgelerde bölge çalıştayları (üniversitelerin de katıldığı) yapılarak o bölgenin eğitim sorunları belirlenerek raporlar hazırlanmıştır. Aydın İl Mili Eğitim Müdürlüğü destekli ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nin de katıldığı Ege Çalıştayı’na Manisa’dan katılmak benim için gurur verici ve keyifliydi.

ULEDEF  (Ulusal Eğitim Dernekleri Federasyonu ) Eyuder çatısı altında yedi dernek kuruldu ve ben bu derneklerden DED (Drama Eğitimciler Derneği )  kurucu üyesiyim.  Bu derneğin çalışmalarını da yürütmekteyiz. İşi gücü eğitim olan herkesi EYUDER ailesine bekleriz.

3.Derneğinizin bu güne kadar ne gibi etkinlikleri oldu?

Dernek sürekli faaliyetlerine devam etmekte Antalya’da iki kez; Kıbrıs’ta, Ankara’da, Hatay’da kongrelere katıldım Hazırladığım okulumda uyguladığım çalışmaları bildiri olarak götürüp sunma imkânım oldu ve bir de poster sunum hazırlayarak sunmayı başardım benim için farklı deneyimler oldu. Öğrencilerim etkinliklere istekle katılıp bittiğinde üzülüyorlardı. Hatta eski okulumda ve diğer illerdeki arkadaşlarımla beraber çalışmalar hazırladık. İdarecilerden ve öğretmen arkadaşlarımdan destek alarak öğrencilerimle yaptığımız bu etkinlikler bize kazanım sağladı.

Manisa’da salgın döneminden önce seminer çalışmaları planlamıştık.  Bu dönemde zoom yoluyla yapmaya karar verdik Manisa Eyuder ekibi ile…  Dört oturum dört konu ile Manisa ‘da çalışmalarımızı yaptık. Manisa İl Temsilcimiz Saadet KONUK iki oturumun modaratörlüğünü yaparken ben de diğer iki oturumun modaratörlüğünü yaparak çalışmaya katkı sağladım. Başkanımız Dr. Adem ÇİLEK ile “Tuğla Eğitimden Tıkla Eğitime “  Dr. Ferah GÜÇLÜ YILMAZ  ile   “ 21. Yüzyılda Eğitimcilerin Liderliği “ ve Amerika’dan katılan uzmanlarımız Doç.  Dr. Erkan KRAL ve Doç.  Dr. Olcay YAVUZ  hocalarımızla “Mükemmel Liderlik Akademisi “ konularında seminer çalışmaları yapıldı ve verimli geçti. Mükemmel Liderlik Akademisi çalışmaları, tüm Türkiye’de il ve ilçe temsilciliklerimizle yaptığımız anketler ve sonuçlarının değerlendirilmesiyle yapıldı.

Drama Eğitimciler Derneği olarak önemli gün ve haftalarda farkındalık sağlamak için çalışmalar yapmaktayız. Ben de bu çalışmalara katkı sağlıyorum. Özellikle “Babalar Günü”  çalışmasını ben; bizim babalarımızla (65 yaş üstü grupla)  salgından dolayı  daha çok sıkılan, üzülen ve eve kapanmak zorunda kalan babaların gönlünü hoş tutmak için. O babalardan  “Baba olmasaydım…” diye başlayan cümleleri tamamlamalarını istedim. Kendi duygu ve düşünceleriyle tamamladılar. Eski öğrencim, şimdi meslektaşım Türkçe Öğretmeni Buket‘in yazdığı şiiri Hatay’da Türkçe Öğretmenliği yapan Bora Hocam okudu ve duygusal bir etkinlik oldu. Sosyal medya hesaplarından yayınlandı ve duygusal anlar yaşandı. Ben de böyle bir etkinlik hazırlamanın ve büyüklerimle konuşmanın sevincini yaşadım. Çalışmalarımız devam etmektedir.

 4.Eğitimcilerin eğitilmesi konusunda ne gibi faaliyetleriniz var?

Yukarıda EYUDER’ in amacını anlatırken bundan bahsetmiştim. Sahada çalışan öğretmen ve yöneticilerle akademisyenlerin bir araya gelmesi için yapılan kongreler, çalıştaylar, paneller ve seminerler faydalı olmaktadır. Bunun yanında zoom programlarıyla bilgisayardan takip etiğimiz eğitimler olmakta, sosyal medya üzerinden canlı yayında konuşan değerli konuklardan öğrendiğimiz yeni bilgiler bize bakış açısı kazandırmaktadır. Öğrendiğimiz yeni uygulamaları sahada okullarımıza götürmek heyecan verici oluyor. Kendimizi yenilemek, yeni çalışmalar etkinlikler yapmak okullarımızın da hem verimini arttırmakta hem de öğrencilerimizi motive etmektedir.

5.Sizce ülkemizdeki eğitim kalitesinin artırılması için neler yapılabilir?

Ben bu tür çalışmaların sürekli yapılması ve eğitimcilerin bu faaliyetlere katılması uygulaması taraftarıyım. 21. Yüzyılda öğretmenlik çok farklı bir durumda.  Teknoloji çağındayız ve öğrencilere ulaşmak için yeni yöntem ve teknikleri, öğrenme yöntemlerini kullanmalıyız.

6.Derneğinizin AR-GE birimi ile ortaklaşa ne gibi çalışmalar yapılmaktadır? Bugüne kadar uygulamaya konan bir projeniz var mı?

Ar-GE birimi İl Milli Eğitim Müdürlüklerinde bulunmaktadır.  Manisa’da yaptığımız seminerlerde İl Milli Eğitim Müdürümüz Mustafa DİKİCİ bize destek vermiştir.  AR-GE birimi de seminerlerin yapılmasında yapılan çalışmalara katkı sağlamıştır.

7.Bu çalışmalarınız MEB tarafından da destek görüyor mu? Görüyorsa ne gibi destek sağladıkları hakkında okuyucularımızı bilgilendirir misiniz?

Tabiki destek görmekte bu güzel çalışmalar.  Okullarda yaptığımız etkinlikler ve projelere okul idarecilerimiz, öğretmen arkadaşlarımız ve hatta velilerimiz destek vermekte; biz de bildirilerimizi hazırlama imkânı bulmaktayız.  Biz kongreye veya bir çalıştaya katılacağımız zaman  “Görevli-izinli ve yolluklu –yevmiyeli” olarak katılmaktayız.  Biz bu çalışmalara mesleğimizi daha iyi yapmak için ve yenilenmek için katılmaktayız. Okuldan ve şehrimizden uzaklaştığımızda ücretlerimizin kesilmemesi ve izin konusunda sıkıntı yaşamamamız olumlu. Tüm giderlerin karşılanması mümkün değil; biz kendi harcamalarımızı da gönüllü olarak yapmaktayız. Bence buna değer.

8. Bizim sormadığımız fakat sizin eklemek istediğiniz bir konu var mı?

Sorularınız çok güzel. Çok teşekkür ederim bana bu fırsatı verdiğiniz için ve eğitime önem verdiğiniz katkı sağladığınız için de…    Ben iletişimi, samimiyeti ve işimle ilgili yenilikleri öğrenmeyi; farklı yerlerden meslektaşlarımla, akademisyenlerle eğitim ve diğer konularda muhabbet etmeyi, gezip gözlemlemeyi seven biriyim.  EYUDER ailesi diyoruz biz ve gerçekten büyük bir aile olduğumuzu hissediyorum. İşimiz Eğitim Gücümüz Eğitim diyen tüm meslektaşlarımı çalışmalarımıza, derneğe davet ediyorum.

9. Öğretmen olup da meslek hayatı boyunca başından ilginç bir anı geçmeyen yoktur herhâlde. Başınızdan geçen ilginç anılardan bir tanesini okuyucularımızla paylaşır mısınız?

En zor soru bu herhalde.  Ben mesleğimi severek seçtim ve devam ediyorum. Acı tatlı birçok anımız oldu.  Her gün aslında baştan yaşanan bir tiyatro sahnesi gibi.  Türkiye’nin her ilinde ilçesinde veya köyünde çalışabilirim. Çalıştım da…  Gümüşhane Kelkit İlçesi Öbektaş beldesinde, Ankara merkezde de… İlk görev yerim çok özel benim için. Eski öğrencilerimin de yıllar sonra beni bulduğunu görünce onların yüreklerine ulaştığımı düşünüp mutlu oluyorum.

İlk görev yerime çok genç yaşta gittim. Tayinimin hep Karadeniz’e çıkmasını isterdim.  Çıktı da… Karadeniz’in daha içlerinde Erzincan ‘a yakın bir belde’ ye…  Oraya uyum sağlamam çok zor olmadı. Soba yakmayı, çamurda yürümeyi hiç yadsımadım. Bir öğrencim vardı. Adı Filiz. Mahcup çilli, kumral sevimli bir kızdı. Hep üzgün ve sessizdi. Onun yapısının böyle olduğunu biliyordum; ama böyle derinden bir üzüntüsü olduğunu da sezmiştim. Annesini kaybettiğini öğrendim. Yeni gelen üvey anneyle de çatışma yaşadığını her ne kadar uyum sağlamaya çalıştıysa da başaramadığını…  Ablası henüz  17 yaşında olmasına rağmen  sevdalanıp kaçıp gitmiş, belki de kurtuluş  bilmişti gitmeyi.  Ben o zaman anne değildim. Anaçlık yapımda var; ama kardeşlerimle yaş farkımın çok olmasından mı artık bilmiyorum. Çok üzülüyorum bu hallerine, kendime göre çözüm ürettim. Gidip konuşacaktım. Gittim konuştum da… Kucağında bebeğiyle karşıladı beni,  o yaşımda tecrübesizliğime rağmen cesurdum. Evlat kazanacağını söyledim ona. Filiz’in iyi bir kız olduğunu. Birkaç söz daha ettim. Tabi kadın bana ne desin sert duruşu yumuşadı sanki biraz karşımda. Hatta “Çalıkuşu“ romanındaki Feride aklıma geldi. Alıp yanıma büyütmek istedim onu. Babası vermezdi ve sorumluluğu da çoktu. Faydası da oldu gidip görüşmemin. Söylemeye bile cesaret edemedim aklımdan geçenleri. Yıllar sonra Ankara’da bir kongreye gittiğimde yanıma geldi Filiz. Daha önce beni bulmuştu konuşmuştuk telefonla.  Evlenmişti köyden bir gençle,  iki çocuğu vardı, düzenini kurmuştu, mutluydu. Okuyamamış onun üzüntüsü vardı içinde. Yine çok sevdiğim Mukaddesle ikisini gördüğümde hepimiz sevinçten ağladık.  Ona yanıma geldiğinde söyledim.   Ben böyle düşünmüştüm, diye.  “Hocam keşke alsaydınız beni yanınıza, okurdum o zaman “dedi. Mukaddes de benim hatıra defterine yazdıklarımı ezbere söyledi. Dedi ki” Hocam siz hepimize özel yazmıştınız hatıra defterlerimize bizim özelliklerimizi dikkate alarak” dediğinde hatırladım.  Öğretmenlik kalbe dokunmaktı bir kez daha anladım. Öğrencileriniz sizi özel sözlerinizle hatırlıyorsa ve hayata bakış açısında kullanabiliyorsa; siz akademik bilgiyi değil sadece hayata dair bilgiler verip yönlendirebiliyorsanız mutlu olursunuz.   Dönütü çok geç olan bir meslek ama duygusal anlamda paha biçilemez. İyi ki öğretmenim.

 

Editör ’den          Eğitim Üzerine Sesli Düşünceler ve Çözüm Önerileri

Bence eğitim ülkemizin en büyük sorunudur. Çünkü diğer sorunların çözümü eğitimli insanlarla daha kolay ve isabetli çözülür. Yapboz tahtasına dönen eğitim sistemimiz yıllardır patinaj yapmaktadır. Her gelen hükümet yeni bir takım uygulamalar ve lokal tedbirlerle başarıyı yakalamaya çalışıyor fakat maalesef başarılı olamıyor.

Eğitim çok karmaşık bir konu. Bu konuda ahkâm kesmemin haddim olmadığını çok iyi biliyorum. Fakat bu ülkenin bir bireyi olarak da görüş bildirmemin ve tespitler yapmamın da önünde bir engel olmadığı düşüncesindeyim.

1.Önce eğitim sorunu samimi bir şekilde ülkenin bir numaralı sorunu olarak kabul edilmeli.

2.Siyaset üstü bir konuma oturtulmalı, karar alıcılar siyasi görüşlerine değil liyakatlerine bakılarak görevlendirilmeli. Mümkünse özerk bir yapıda olmalı. (Biliyorum zor ama karar alıcılar üzerlerinde siyasi bir baskı hissetmemeliler.)

3.Öğretmenlik mesleği toplumda eski saygınlığına kavuşturulmalı. Maaş olarak da verilebilecek en üst aylık verilmeli ki öğretmen mesleğine odaklansın.

4.Her isteyen öğretmen olmamalı. Öğretmen olmak isteyenlerin öğretmen olup olamayacakları, çeşitli testlerden, sınavlardan geçirilerek karar verilmelidir.

5.Dolgun maaş alan öğretmen yazın bir ay tatil yapmalı, kalan sürede mesleki eğitime tabi tutulmalı. Ayrıca her okul açılışından önce seviye tespit sınavlarına tabi tutulmalı ve barajı geçemeyen öğretmene bu kutsal meslek bıraktırılmalı veya alternatif bir başka memurluğa atanmalı. Yani öğretmenlik garanti bir meslek olmamalı elenenler olmalıdır.

6.Kaliteli eğitim ordusu kaliteli öğrenci yetiştirecektir. Bu öğrenciler ileride aile olduklarında bilinçli ailelerden oluşan bir toplum oluşturacaklardır.

7.En son bilimsel araştırmalar çocuğun eğitimi anne karnında başlayıp, ölünceye kadar sürdüğünü kabul ediyor. Yani hayat boyu eğitim. Dolayısıyla eğitim de bu bilimsel veriye göre dizayn edilmeli.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir