Köşe Yazısı

ANTİK ÇAĞIN YILDIZI SARDES

Gaygaia(Marmara Gölü) kenarına yerleşmiş olan
insanlar Maionia (Menye) dan gelmişlerdi. Hermos(Gediz)
ovasında henüz Onlardan başka insanlar yoktu. Bir tehlike
olmadığı için kendilerini savunacak silahları da yoktu. Sadece
saldırgan yaban hayvanlarına karşı kullandıkları araçları
vardı. Kendilerini yöneten birileri de yoktu. Bu anlamda
özgürdüler. Çok mutluydular. Yöneten birinin olmamasına
rağmen hayatlarını düzenli olarak sürdürmekteydiler.
Oturdukları yer yazları çok sıcak oluyordu. Kışları da çok
soğuk olmazdı. Karşılarındaki heybetli Tmolos (Boz
dağlar)ların zirvelerinde yaz kış kar eksik olmazdı. Bahar
aylarında güneşin parlattığı karların suları derelerden
aşağılara akar giderlerdi. Yeşilin bütün tonlarını barındıran
ormanlar karşıdan seçiliyordu. Dağların her türlü
zenginlikleri barındırdıklarını çok iyi biliyorlardı. Artık burada
sadece onlar yoktu. Kendilerine yeni bir vatan arayan
insanlarda gelmişlerdi. Yeni gelen insanlarla karar vererek,bir
öncü grup oluşturmuşlardı. Öncüler Hermos’u geçip
,Tmolosların eteklerine geldiklerinde serin ve temiz havayı
fark etmişlerdi. Önceki yerlerinin bir hayli çukurda kaldığını
anlamışlardı. Tmoloslar dan süzülüp gelen Paktalos (Sart
çayı) kenarından yukarılara doğru yerleşebileceklerine karar
vermişlerdi. Öncüler sevinç ve heyecanla dönmüşlerdi.
Gezdikleri ve gördükleri yerlerin güzelliklerine
doyamadıklarını anlatmışlardı. Tmolosların eteklerindeki
tepelere doğru Paktalos çayı kenarına yerleşmek üzere göç
etmişlerdi.

Ev yerleri belirlenmişti. Yardımlaşma çok yüksekti. Ev
yapılacak zemin sertleştiriliyor,taş parçalarıyla temel
atılıyor,üzerine de aralarında taş parçaları da olan kerpiçten
duvarlar örülüyordu. Evler birbirlerine bitişik olabiliyordu.
Evlerde odalar,kiler,çöp yerleri ve ocak bulunuyordu. Buraya
yerleşip hayatlarını sürdürmekten başka hiç amaçları
olmayan insanlar ileri zamanlarda burasının büyük bir şehre
dönüşeceğinin,bölgeyi ve hatta o günkü dünyayı nasıl
değiştirip etkileyeceğinin henüz farkında değillerdi. Onlar ev
temellerini atarlarken Antik çağın yıldızı olacak olan Sardes’in
temellerini atmışlardı.

Eteklerine yerleştikleri Tmoloslar da özgür at sürüleri
özgür koyun ve keçi sürüleri, domuz, kurt, çakal sürüleri
,kestane ceviz ağaçları ve kaliteli üzümleri olan asma
bahçeleri,sıcak ve soğuk su kaynakları bulunmaktaydı. Şehir
gün geçtikçe gelişiyordu. O dönemde takas yöntemi ile mal
değişimi yapılmaktaydı. Hermos’un çok verimli ovası
tmolosları hayvan zenginliği,et,süt,yün ile birleşince ilgi
çeken şehir haline dönüşmesi hızlanmıştı.Bölge mineraller
açısından da zengindi. Metal alaşımlar elde etmekle ilgili
bilgiler ve ustalar vardı. Bakır ve Kalay alaşımından elde
edilen bronz süs eşyası ve ev eşyaları yapımında kullanıldığı
gibi,ok ve mızrak uçları da yapılmaktaydı. Metallerin
ergitilmesinde odun ve kömür ısısı kullanılıyordu. Demir den
de birçok eşya yapılmaktaydı. Maşa,kül kürekleri,tekerlek
çemberleri,kama, kılıç gibi araçlar ihtiyaca göre
yapılmaktaydı.

Sardes küçük bir yerleşim yerinden güçlü bir şehir
adayı olmaya her bakımdan göz kırpıyordu. Şehir büyüdükçe
iş bölümü yapılmaya başlanmıştı. Sokaklar temizleniyordu,
ortak su kullanımı,çöplerin toplanması, fakirlere, yaşlılara,
kimsesizlere yardım konusunda örgütlenmeler
oluyordu.Şehir hayatı ve şehir kültürü ile ilgili bilgiler
Mezopotamya dan beri geliyordu. Şehirde varlıklı aileler
oluşmaya başlamıştı. Şehri yönetecek birinin bu aileler
içinden çıkması büyük bir ihtimaldi. Kral olabilmek için
içlerinden birini tanrıların işaret etmesi gerekiyordu. Yada
birisi kendini rahip kral ilan ederek,mutlaka tanrıların
kendisini kral olarak görevlendirdiği konusunda halkı
inandırması gerekiyordu.Şehirde bu koşullara uygun tek
sülale Atyadlardı.

Henüz küçük olan ama büyümeye aday olan bir şehri
yönetmek hem zor hem de kolaydı. Tanrıların krala görev
verdiklerine inandıkları sürece hiçbir sorun yoktu. Ayrıca soy
olarak şehirdeki bir yeri ve etkisi varsa yine sorun olmazdı.
Ancak kralın özellikleri çok önemliydi. Bilgili olmalıydı,halkın
ruh dünyasını kavramalıydı, adaletli davranması
gerekirdi,yoksullara yardım duygusunun olması
gerekliydi,şehirde bir yenilik yapması gerekirdi,bilime ve
sanata önem vermesi gerekirdi,şehirde bir filozofun bilgenin
olmasını sağlamalıydı,halkın eğitimine önem vermeliydi.
Ancak en önemlisi kendi şehrinin dışında neler olup
olmadığını kesinlikle bilmesi gerekirdi. Hangi medeniyetlerde
ne gibi ilerlemeler var bilmek zorundaydı.

Özellikle şehrin ve geleceğinin nasıl olacağını
bilemediği ve en önemlisi bilginin yeterli olmadığı
durumlarda falcılara ve kahinlere baş vurulurdu. Rüya
yorumcuları ve büyücüler bu durumlarda çok değerli
olurlardı. Yorumcular kralın hoşuna gidecek söylemlerinden
dolayı ödüllendirilirlerdi. Falcılar,kahinler,rüya yorumcuları
ve büyücülerin şehirde statüleri yüksek olurdu. Atyadlar,
şehrin yönetilmesinde hiçbir sorun yaşamazken,hiç
bilemedikleri ve beklemedikleri bir olayla karşılaşmışlardı.
Kuzeyden gelen ve ülkelerindeki huzursuzluktan kaçan
kavimler şehre gelmişlerdi. O dönemde insanların yaşadıkları
yerlerden başka yerlere büyük göçler olmaktaydı. Şehre
yerleşen yeni kavim karşısında kral şehrini ve halkını
koruyamamıştı. Kral direnememişti.O sıralarda dünyada
nelerin olduğunu bilemediklerinin kurbanı olmuştu. En
önemlisi halkın ruhiyatı çok olumsuzdu. Krala ve kralı
kendilerini yönetmek için gönderdiklerine inandıkları
tanrılara karşı kırgındılar.

Şehri yönetmekte yetersiz kalan Atyadlar
yönetimden çekilmişlerdi. Her yeni durumdan ders
çıkarmak insanın bir özelliği olmalıydı. Şehirlerde öyle.
Yeni anlayışa göre böyle durumlarda şehri
koruyacak,direnecek yapılara ihtiyaç duyulmuştu. Bu
olay beklide bu küçük şehri,büyük bir şehir haline
gelmesinde etkili olacaktı. Bir fırsat olacaktı. Metallerden
alaşımlar yapılırken yeni minerallerle
tanışmışlardı. Tmoloslarda özgürce yaşayan atlar
evcilleştiriliyordu güçlerinden yararlanılacaktı,şehri
savunmada askerleri taşıyacaklardı.Yün ve yünlerin
boyanarak dokuma kumaşlar, kilimlerde
ediliyordu, fırınlar ekmek üretiyordu. Hayat sürüyordu.

Şehirlerine gelen hiç beklemedikleri saldırı karşısında
onurları kırılan halk bu ağır durumdan kurtulmak
istiyordu. Yine her şeyi zaman çözecekti. Sözü geçen ve
güçlü olan zamandı. Halk başlarına gelen bu olayı çok
önceden ilahi güçler tarafından sınırları çizilmiş bir kader
olarak görüyordu.Kaderi değiştirecek birisi yada bir olay,bir
kral beklenmekteydi. Şehir tmoloslara doğru gelişiyordu.
Hermos ovasının güzelliği ve zenginliği ayakları altında
muhteşemdi. Ovanın sonlarındaki Gaigia gölü mavi rengiyle
bir gelin gibi süzülüyordu. Canı sıkılan şehir,bir hayli üzgün ve
kırgındı. Güzelleşmeye ve büyümeye aday olan şehir yeni bir
heyecan ve yeni bir hayat beklentisi içindeydi.

Şehir bu talihsiz durumdan kurtulmayı
beklerken,zaman artık çözümün olabileceğini işaret etmişti.
Şehrin etkili ailelerinden Heraklit soyu,dini önderlerin ve
tanrıların desteğini alarak şehrin kaderini değiş􀆟recek adımı
atmıştı. Ailenin mensuplarından uygun olan birisi seçilmişti.
Nihayet şehrin kralı bulunmuştu. Trak asıllı bu aile şehrin
bundan sonraki hakimi olacaktı ve beş asır sürecek olan bir
egemenliği olacaktı. Krallığın babadan oğla geçmesi
istikrarın sürmesine katkıda bulunacaktı. Heraklitler Hititlerin
yıkılmasına denk düşecek bir zamanda Trakya’dan
gelmişlerdi. O dönemin en onurlu insanları,kendini ve en
önemlisi de kavmini,halkını tehlikelere karşı koruyan
insanlardı.Bir savaşta veya bir doğal olayda insanları
kurtaranlar kahraman olurlardı. Kahramanlar genel olarak
savaş oyunlarını iyi bilirlerdi. Trakların en büyük kahramanı
Tylos’tu. Sardesliler bu nedenle traklara Tynolidler diyordu.
Onlarda Sardes’e Hyde diyorlardı. İki halk kültürleri, dilleri
hatta inançları farklı olmalarına rağmen birlikte yaşamayı
başarıyorlardı. Traklar,Atyadların en önemli ve en sevdikleri
efsane kralları Lydos’tan dolayı Sardeslilere Lydler yaşadıkları
yere de Lydia demişlerdi. Helenler o zamanki yıldız şehre
Sardies,yada Sardis diyorlardı. Lydialılar kendi dillerinde lidce
olarak Svarda veya Sfarda demişlerdi

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir